aldatma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aldatma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 20, 2010

Mutlu İlişkilere Dair...




Son 10 yıl içerisinde yapılan araştırmalar, ülkemizde evliliklerinin % 50 sinin ilk 5 yıl içerisinde bittiğini, ilk 1 senede biten evliliklerin ise giderek arttığını gösteriyor. Biz de bu durumu Ekim ayında Psikoloji İstanbul’un davetlisi olarak Türkiye’ye gelen evlilik ve ilişki alanındaki dünyaca ünlü uzman Dr. John Gottman’ a sorduk.Dr. John Gottman,mutlu ilişkileri inceleyerek elde ettiği formülleri ve ilişki, evlilik ve boşanma ile ilgili merak edeceğinizi düşündüğümüz sorularımızı yanıtladı.


Evliliklerin yaklaşık % 50’si neden başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu durumu çiftlerle ilgili çalışmaların duayeni olarak nasıl açıklıyorsunuz?

İlişkinin en başlarında güvenle ilgili oluşturulması gereken pek çok alan var. İnsanların kafasında ilişkisine dair pek çok soru var. Ona arkadaşım olarak güvenebilir miyim? Hayal kırıklığına uğradığımda beni dinlemesi için ona güvenebilir miyim? Bir partner olarak, ev işlerini paylaşırken, zor zamanları paylaşırken ona güvenebilir miyim? Bu insan bana saygı gösterecek mi? gibi esası güvene dayalı olan sorular soruyor.

Güven ile ilgili bu bilgiler, çoğu zaman tartışmalar sayesinde oluşuyor. Bu alanları tartışmalar aracığı ile netliyoruz. Biz, ilişkinin ilk aşamalarında insanların yaşadığı en büyük dönüşümü “ben” den “biz” e geçiş dönüşümü yani “takım olabilmek” olarak adlandırıyoruz. Bu süreçte, yani ilişkinin ilk başlarında yaşanan yoğun tartışma ve anlaşmazlıklar ise güven oluşturmak yerine güveni yok ediyor.

Boşanmayı Gerçekten Tahmin edebiliyor musunuz?

Boşanmayı ya da tehlike sinyallerini çiftler anlaşmazlıkları ile ilgili konuşmaya başladıkları ilk 3 dakikada anlıyoruz. İlişkilerinde yaşanacak problemleri çözemeyecek olan çiftler ya da nasıl çözeceklerini bilmeyenler hemen anlaşılabiliyor. Bu kişiler genelde kendilerini daha fazla düşünen, savunucu bir yapıya sahip, problemin karşı taraftan kaynaklandığını söyleyen, ve dolayısıyla karşı tarafın kişiliğini değiştirmek zorunda olduğunu belirten kişiler oluyor. Eşimin terapiye ihtiyacı var diyen, ben mükemmele yakın davranıyorum ama eşimin karakteri ile ilgili değiştirmesi gereken pek çok şey var diyenler oluyor..
Eleştiri ve birbirlerine saldırıyı yoğun olarak yapan çiftler için de aynı şey geçerli. Saldırgan biçimde eleştirilmek insanların savunmacı davranmalarına neden oluyor. Kişi fizyolojik olarak yüksek düzeyde uyarılıyor. Böyle olduğunda tartışmaları başarı ile yürütmek ve sonlandırmak imkansız bir hale geliyor. Çok kısa bir süre sonra da bu eleştirel olumsuzluk hali, tartışma olmayan ortamları bile kapsar hale geliyor. Dolayısıyla bu ilişkinin geleceğini kolayca tahmin edebiliyorsunuz.

Diyalog kurmak, çiftlerin normal olarak yaşadıkları çatışmaları yara almaksızın yaşamalarını sağlamakta. Mutlu çiftlerin dahi yaşadığı çatışmaların % 69’u zaten hiç çözümlenmiyor. Bu nedenle diyalogun önemi çok büyük. Bu çatışmalarla ilgili diyalog kurabilmeleri önemli. Mutlu çiftler bunu iyi başarıyorlar. Önemli olan bireylerin ilişkileri mutlu bir şekilde sürdürebilmeleri için gereken becerileri edinebilmeleri. İlişkilerde çatışmaların yaşanması kaçınılmazdır ve aslında insanların birbirlerini tanımaları ve yakınlaşmaları sürecinin de bir parçasıdır.


Kitabınızda, yıkılan ilişkilerde yapılan iletişim hatalarından yoğun olarak bahsediliyor. İletişimde hata yapmamak nasıl mümkün olabilir?

Hemen herkes diğerleri ile iletişim kurarken hatalar yapar. İyi biliyoruz ki her ilişkide pişmanlıklar var. Mutlu ilişkilerde, yani işlerin gayet yolunda gittiği durumlarda dahi kişilerin “Keşke böyle davranmasaydım” dediği durumların var olduğunu ve bunun kaçınılmaz olduğunu gösteren matematiksel kanıtlar var. Temel bir iletişim hatası olarak söyleyebileceğimiz şeylerden biri şu: ilişki ustalarının “aşağılama”dan uzak durduğunu biliyoruz. Ama yine de iletişim sırasında onlar da pek çok hata yapıyor. Ancak ilişki ustaları yapılan hataları iyi telafi ediyor, tamiri iyi yapıyorlar. Yaptıkları olumsuz davranışın sonucunu etkin biçimde tamir ediyor ve ilişkinin uçuruma gitmesini önleyebiliyorlar. Geçmiş duygusal yaraları etkin biçimde sarıyorlar. Bunu sağlayan temel faktörlerden birinin aralarındaki ilişkinin, yakınlığın ve arkadaşlığın kalitesi olduğunu biliyoruz. Mutlu bir ilişki için, çift arasında işe yarayan, kaliteli bir arkadaşlık, yakınlık söz konusu olmalı. İlişkide halihazırda yeterli bir olumluluk olduğunda, işler yolunda gitmediğinde dahi, onarma girişimleri karşı taraf tarafından kabul ediliyor ve iyileştirmek de daha kolay oluyor. Pek çok kişi iyi iletişim kurmuyor ama onarma girişimleri başarılı oluyor.


Peki çiftler, ilişkilerini nasıl koruyabilirler? Özellikle nelere dikkat etmeliler?

İlişkilerin gerçekten mutlu bir şekilde yürümesi için 3 alana odaklanmamız gerekiyor. Birincisi arkadaşlık ve yakınlık; İkincisi tartışmaları yapıcı bir biçimde yapmak. Tartışma her ilişkide kaçınılmaz bir durumdur fakat yapıcı ve birbirinize yakın olabilirsiniz. Üçüncüsü ise birlikte bir “ortak anlam” ve “amaç” geliştirebilmektir.Birbirinin yaşam hayallerine inanmak ve onlarla gurur duymaktır. Dolayısıyla biz enstitümüzde bu üç alan ile çalışıyoruz.
Arkadaşlık ile ilgili çok spesifik olarak çalışıyoruz. Arkadaşlığı araştırmalarımızda spesifik olarak tanımlayabiliyoruz. Birbirini tanımak, ilişki haritasını oluşturmak, saygı duymak, sevgi ve şefkat göstermek, hayranlık duymak ve bunu ifade edebilmek de çok önemli. Sonuç olarak, partnerinin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekenleri bilmek ve böylelikle bu ihtiyaçları karşılamakla ilişkinizi koruyabilirsiniz…


Tüm bunlar çok mantıklı görünüyor. Bunları anlattığınız çiftler de tabi ki size hak vereceklerdir. Ancak uygulama nasıl sağlanabilir? Biz bunu yapamıyoruz diyebilecek çok sayıda çift var.


Maalesef hiçbir toplumda insanların bunları öğrenebilecekleri bir kurum, bir durum ya da zaman aralığı yok. Bu bilgiler okullarda öğretilmiyor. Üniversitelerde söz edilmiyor. Hatta evlilik merciini önemseyen dini kurumlar, kiliseler, camiler, sinegoglar dahi bu bilgileri anlatmıyor. Evlenmek isteyen kişilere, “gelin sizi bir eğitime alalım ki, ilişkiniz iyi gitsin” denmiyor. Bu bilgileri öğrenebilecekleri yerler, ancak bizimki gibi danışmanlık merkezleri olabiliyor. Bu nedenle de aslında odaklanmamız gereken, insanların bu becerileri, daha çocukluktan itibaren öğrenmelerini sağlayabilecek bir sistem kurabilmek. Türkiye’de bizim eğittiğimiz çok az sayıda uzman var ve bu kişilerin davetlisi olarak İstanbul’a geliyoruz. Dileriz bir dizi eğitimden sonra, Türkiye’ye de bu bilgileri paylaşabilecek ve değişimi sağlayabilecek çok sayıda uzman sağlamış oluruz.


Öğrenmek için artık çok mu geç?

Herkesin her zaman öğrenebileceğini düşünüyorum çok karmaşık bir şey değil. Bir insanı anlamaya çalışmanın, ona sorular sormanın, onun yanıtlarını takip etmenin, o insanla ilgilenmenin, kişisel farklılıkları fark etmenin de çok karmaşık olmadığını düşünüyorum. Onu beğendiğinizde, keyifli bir zaman geçirdiğinizde, ona minnettar olduğunuzda bunları sadece düşünmek yerine düşüncelerinizi dile döküp ifade etmek hiç de zor değil..


Mutluluk Ne Kadar Önemli? Kadın ve Erkek Arasında Bu Konuda Bir Fark Var Mı?


İlişkilerde mutluluk oldukça önemli. Özellikle kadınlar için çok önemli. Erkekler için kadınlarınki kadar kritik değil. Çünkü erkekler kadınların mutlu mu mutsuz mu oldukları ile ilgili bilgisizdirler. Dolayısıyla kavga yoksa onlar için bir sorun yok ve her şey yolunda demektir. Cinsel hayat yolunda gidiyorsa her şey yolundadır. Dolayısıyla bize de % 80 oranında konuyu kadın getiriyor ve “bunu halletmemiz lazım” diyor.

Araştırmalara göre kadınlar eşlerinin taleplerini karşılamakta daha başarılı ve daha yapıcı bir tutum sergilerken, erkekler eşlerinin taleplerini kabul etmekte ve değişmekte daha çok sıkıntı yaşamaktadırlar. Kadınlar evlilikle ilgili sorunlarını ve eşlerinden beklentilerini daha çok ortaya koymakta ve bu konuda tartışmak ve çözüm üretmek konusunda daha istekli görünmektedirler. Eşlerinin bu taleplerini dikkate alan ve kendilerini bu anlamda esnetebilen erkeklerin evlilikleri, diğerlerine oranla daha uzun sürmekte ve daha mutlu bir birliktelik yasamaktalar.

Bugün çiftler, eski kuşaklardan farklı olarak, daha çabuk vazgeçiyorlar sanki ilişkilerinden. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

İnsanlar son yıllarda bir ilişkiye başlama ve bağlanma konularında daha fazla sıkıntı yaşıyor. Evlilik yaşı da buna bağlı olarak artıyor. İnsanlar evlenme konusunda daha isteksizler, daha fazla birlikte yaşamayı ama o imzayı atmamayı tercih eden çift var. Artık lezbiyen çiftler, heteroseksüellere göre daha fazla evlenmek için birbirlerini zorluyorlar. Ama bana sorarsanız bu değişimler, güzel değişimler. En azından artık kadınların büyük bölümü istismara uğradığı bir ilişkide kalmak zorunda olmadığını, ayrılmak gibi bir şansı olduğunu biliyor. Ve asıl sağlıklı olan da bu. Erkekler de artık sadece geçim sağlamanın yeterli olmadığını görüyor. Karşısındaki kişiye destek olan, onun için bir yol arkadaşı, iyi bir baba, iyi bir eş olması gerektiğini bilen ve buna göre davranmaya çalışan erkeklerin oranı geçmiş yıllara göre çok daha fazla.

Değişimle ilgili söylenebilecek belki tek kötü şey, ekonomik sıkıntılar nedeniyle, ilişkinin üstüne binen yükler. Çoğu çifte baktığımızda her iki bireyin de çalıştığını görüyoruz. Bu durum özellikle çocuk doğduktan sonra ilişki üzerine inanılmaz yüksek düzeyde bir stres yüklemesine neden oluyor. Çocuk yetiştirme görevi, özellikle Amerikan toplumunda yoğun olarak rastlanan alkol ve madde bağımlılığı da eklendiğinde son derece karmaşık bir süreç haline geliyor. Çiftler kesin olarak ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Bu nedenle kolay pes ettiklerini düşünmüyorum. Sadece ilişkiler üzerindeki baskı ve stres faktörleri eskiye göre daha yoğunlaşmış durumda.





Bu Röportaj, Marie Claire Dergisi Ekim 2010 Sayısında Yayımlanmıştır.



Paylaş

Ekim 14, 2010

Eşler Birbirini Neden Aldatıyor?





Bir anda bir tesadüfle karşılaşıyorsunuz. Bazılarınız seyahatte bazılarınız bir arkadaş davetinde bazılarınızsa işyerinde buluyorsunuz onu. Aslında mekân çok da önemli değil böyle konularda. Sonuçta değişmeyen tek şey onu gördüğünüzde kalp atışlarınıza hakim olamamanız. Çünkü aşk kapıyı çalıyor hem de gümbür gümbür. Aradan biraz zaman geçiyor bu kez onsuz yaşayamayacağınızı düşünüyorsunuz ve evleniyorsunuz. İşte film de buradan sonra başlıyor. Çünkü bazen ne aşk kalıyor ne de arada ilk günlerki gibi bir romantizm... Kurduğunuz aile çatırdıyor ve birden kendinizi hakim karşısında boşanırken buluveriyorsunuz. Geriye dönüp baktığınızda kendinizi suçlamıyorsunuz, varsa yoksa karşı tarafta aranıyor tüm sorunlar... Peki neden böyle oluyor? Evlilikler niçin bitiyor? Neden aynı eve girilince anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor? Mutsuz evlilik ne gibi sağlık sorunlarını getiriyor?
35 yılda 3 bin çift üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucu mutlu evliliğin sırlarını ve boşanmanın çeşitli tekniklerle önlenebilir olduğunu kanıtlayan ilişki danışmanlığı ve evlilik terapisinin duayenleri John ve Julia Gottman Psikoloji İstanbul'un davetlisi olarak İstanbul'a geldiğinde fırsatı kaçırmadan tanışmak istedik ve aklımızdaki bu soruları onlara yönelttik. Onlar da sürekli kavga ediyorlarmış. Hatta Julia'nın dediğine göre "Korkunç görünen büyük kavgalar" yaşıyorlarmış... Peki nasıl bu kadar uzun süre birlikteler, çiftlere neler öneriyorlar onlardan öğrendik...

Günümüzdeki evlilikler neden bitiyor?

Mr. Gottman: Evliliklerin bitmesinin temel nedeni erkek olan tarafın kadın olan tarafa nasıl davrandığıyla bağlantılı. Eğer eşler birbirine saygı, şefkat ve sevgi gösterirse evlilik devam ediyor.

Evliliğin devamı nasıl geliyor peki? Yine aynı davranışları göstererek mi, yoksa ek olarak birşeyler yapmak mı gerekiyor?

Mr. Gottman: Fikir ayrılıklarında bununla nasıl başa çıktıkları da çok önemli. Eğer "Bu sorunun nedeni sensin" demek yerine, "Bu sorun bizim sorunumuz, ikimize de ait" derseniz o zaman evlilikler çok daha iyi gidiyor.
Mrs. Gottman: Fiziksel bir şiddetin olmaması da önemli bir sebeptir. Aldatma da temel yıkıcı nedenlerden biri. Bunlar olmazsa ilişki sağlam biçimde gider. Hem şiddet hem de aldatmak ilişkie ihanet etmek demektir. Eğer bir ihanet varsa, şiddet varsa bunun da çözülmesi gerekir. Özür dilemek gerekir. Problemi çözmek çok önemli.

ALDATMA NEDEN OLUYOR?

Eşler neden aldatıyorlar?

Mr. Gottman: Çatışmaktan kaçınmaktan olabiliyor. Eşinize nerede sorun yaşadığınızı, nerede sıkıntı yaşadığınızı söylememek için de aldatmalar olabiliyor. Yalnızsanız, seks hayatınız iyi değilse bu konuyu eşinizle konuşmanız gerekir.
Mrs. Gottman: Başka kadınları baştan çıkarmak bazı erkekler için gurur meselesi de olabiliyor. Bu da aldatma nedeni olarak ortaya çıkıyor. Tek bir aldatmayla kaybettikleri birşey var aslında: Eşleriyle aralarındaki o derin bağ kırılmış oluyor.

Evliliği ilk günkü gibi taze tutmanın sırrı nedir?

Mr. Gottman: Birbirinizle ilgili bilgilerinizi revize etmelisiniz. Birbirinize sorular sorun, açık uçlu sorular olmalı. Ama bu soruların cevabı evet ya da hayır olmamalı. Eşe romantik biçimde davranmak gerekir, evliliğin ilk günlerinde olan şey de budur.

Mrs. Gottman: Partnerinizin hayalini dinlemelisiniz. Gelecek hayalleri mesela. Bunlar için de çaba harcamak gerekiyor.

GERGİNLİKTE YAPILMASI GEREKENLER

Mutsuz bir evlilik nelere yol açar?

Mr Gottman: Depresyona neden oluyor ilk başta. İnsanlar yaşadıkları depresyonun nedenini kendi yaşamında değil, partnerinde arıyor.
Mrs. Gottman: Eğer bu mutsuzluğun içinde fiziksel şiddet varsa, kadın eşlerin korku, stres bozukluğu yaşayabiliyor.

Evde bir gerginlik olduğu zaman çiftler nasıl hareket etmeli?

Mrs. Gottman:
Öncelikle sakinleşmeleri gerekiyor. Sonra birbirleriyle konuşmalılar. O tartışma sırasında ne olduğunu ifade etmeleri gerekiyor. Ne dediler mesela o kavgada? Bu noktada birbirini dinlemek çok önemlidir. O gerginliğe nasıl dahil olduklarına dair sorumluluğa sahip olmalılar. Mesela, "Burada ben şunu söyledim" demeliler. Çiftler arasındaki tartışmaların yüzde 69'u çözülemiyor. O nedenle nasıl davrandıklarını bilmeleri gerekiyor. Bu yüzde 69'luk dilimin çözülememesinin sebebi kişilik ve yaşam tarzıyla alakalı.

BİRLİKTE YAŞAMAK TANIMAK İÇİN ÖNEMLİ

Aslında ben de tam o noktaya gelecektim. İki ayrı kültürden ve toplumdan gelen insanların biraraya gelmeleri zor mu?

Mr. Gottman: Her ilişki kültürlerarası bir ilişkidir. Herkes ayrı ailelerden biraraya geliyor. Birbirlerine alışmaları gerekiyor. Birbirlerinin geleneklerine de saygı göstermeleri gerekiyor. Yeni bir aile oluşturuyorlar.

Evlenmeden önce insanlar genelde birbirlerine iyi yönlerini gösteriyor. Bu sorun getiriyor değil mi?


Mr. Gottman: Daha en başta ortada aslında. Çiftler ne kadar iyi taraflarını gösterse de birlikte çıktıkları olumlu ya da olumsuz yönlerini görebilirler.

Mesela bir taraf kendisini çok temiz, düzenli gösterebilir ama evlendikten sonra bunun tam tersi de çıkabilir...

Mrs. Gottman: Birlikte yaşamıyorlarsa pek çok şeyi görmezler. Birlikte yaşadıkları zaman görmeye başlayacaklar. Orada da daha fazla kabul etmeyi çalışmaları gerekiyor.

Bir çiftin boşanacağını nasıl tahmin ediyorsunuz?

Mr. Gottman: Birbirlerini dinliyorlar mı ona bakıyoruz. Bir sorun olduğunda "Bunun sebebi sensin" diyorlar mı? Bunlarla anlaşılabiliyor.
Mrs. Gottman: Eğer savunmaya geçiyorlarsa, "Hayır ben değilim" şeklinde davranıyorlarsa bu iyi birşey değil. Birbirlerine saygısız davranıyorlarsa boşanırlar. Çiftlerden önce tartışma yapmalarını istiyoruz. Fizyolojik uyarılma şiddetli oluyorsa bu da kötüdür.

SÜREKLİ KAVGA EDİYORLAR

Bu kadar zamandır evlisiniz. Hiç kavga etmediniz mi?

Mr. Gottman: Sürekli kavga ediyoruz
Mrs. Gottman: Korkunç görünen büyük kavgalarımız oluyor. Ama önemli olan o kavganın ardından birbirimizi onarırız.
Mr. Gottman: Çünkü özde çok iyi arkadaşız.


Bu Röportaj, 13.10.2010 tarihinde HaberTürk internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kaynaklar
http://www.haberturk.com/saglik/haber/560771-esler-birbirini-neden-aldatiyor



Paylaş

Mayıs 28, 2010

Aldatma: Mitler ve Doğrular




Yaygın inanışımızın aksine aldatma toplumda daha fazla yaşanıyor. Aldatma ile ilgili pek çok yanlış anlama ve mit bulunuyor.

Mit: Bir aldatma evliliği kaçınılmaz bir şekilde yıkar.
Doğru: Pek çok evlilik aldatma sonrası da devam edebilmektedir.

Mit: Aldatma hayvanlar aleminde bile çok az görülür
Doğru: Dünyadaki memelilerin sadece 4000 türü tek eşlilik içim programlanmıştır. Hayvanlar aleminde yaygın olarak vardır.

Mit: Aldatma,çok nadirdir ve bizde ve bütün toplumlarda anormal bir şeydir.
Doğru: Aldatmanın varlığı neredeyse bütün toplumlarda antropologlar ve arkeologlar tarafından kayıt edilmiştir.

Mit: Toplum bütünüyle tekeşliliği ve sadakati destekler.
Doğru: Toplum tek eşlilik ve sadakat için bir destek veriyor ama aslında aldatmayı da bir şekilde destekliyor diye düşünülebilir. İnsanların devamlı maruz kaldıkları haberler, aktör ve aktrislerin yaşamları, reklamlar, filmler ve hatta literatür sadakati çok destekliyormuş gibi görünmüyor.

Mit:
Erkekler her türlü aldatmayı başlatandır...
Doğru: Şu anda özellikle batıda aldatma erkekler için nasıl bir risk oluşturuyor ise kadınlar içinde aynı riski oluşturmaktadır. Kadınların ekonomik ve fiziksel olarak erkeklere bağımlı olma durumlarının çok azalmış olması da bu durumu tetiklemektedir.

Mit:
Bir aldatma olduğunda evliliklerde daima ciddi sorunlar çıkar.
Doğru: Araştırmalar aldatma yaşayan bazı kişilerin sonrasında evliliğinde yüksek düzeyde tatmin yaşadığını göstermektedir. Bir araştırmaya göre aldatma yaşayan pek çok kadın ve erkek sonrasında evlilikleri ile ilgili mutlu olduklarını rapor etmişlerdir. Bazı gizli aldatma yaşayanların da evlilik ve cinsel yaşamlarının iyileştiği görülmüştür.

Mit:
Eğer evde cinsel yaşam yoksa bu aldatmanın bir işaretidir.
Doğru: Aldatan kişilerin pek çoğu aldatma yaşadıkları sıralarda eşleri ile olan cinsel yaşantılarının arttığını belirtmektedir.

Mit: Aldatma daima kötü bir evlilik ya da fazla kısıtlayıcı bir eş ile meydana gelir.
Doğru: Aldatmanın pek çok nedeni ve buna göre pek çok aldatma çeşidi bulunmaktadır. Her aldatmaya farklı yaklaşılmalı ve farklı cevap verilmelidir.Bkz;http://ciftterapisi.blogspot.com/2010/05/butun-aldatmalar-esit-mi-aldatma.html

Mit: Evlilik dışı ilişki konusunda çiftler hiç bir şekilde uzlaşamaz.
Doğru: 1970 lerde popüler olan, evlilik dışı ilişkiye açık ve “açık evlilik” olarak tanımlanan evlilik şekli halen bazı yerlerde devam etmektedir. Bu açık evliliklerde evli kişiler evlilik dışı ilişkileri için birbirleri ile uzlaşma halindedirler.

Mit: AIDS ve cinsel yolla bulaşabilecek diğer rahatsızlık ihtimalleri aldatma sıklığını düşürmektedir.
Doğru: İstatistikler bunu desteklememektedir. Birden fazla ilişkisi olan kişiler genellikle partnerleri ile güvenli cinsellik yaşamakta olduklarını ve böyle bir risk taşımadıklarını düşünmektedirler.


Yazan: Uzm. Psk. Özge Altan Aytun

Kaynaklar
- Ofer Zur, Ph.D.http://www.zurinstitute.com/blogs/index.php?blogid=3


Paylaş

Bütün Aldatmalar Eşit mi? Aldatma Eğilimleri….



Aldatma pek çok insanın düşündüğü gibi az rastlanan ya da sadece erkeklere özgü bir olgu değildir. Evliliklerin üçte birinin aldatma ile karşılaştığı bir dünyada yaşıyoruz. İstatistikler kadınların erkeklere aldatma konusunda ne kadar yakınlaştıklarını gösteriyor. Son zamanlarda internet üzerinden aldatma da oldukça yaygınlaştı ve evlilikler için büyük bir tehdit oluşturmaya başladı. Şunu bilmek lazım ki pek çok toplumda evlilik dışı ilişki sanıldığından daha yaygın ve evlilik bununla yaşamayı öğrenmeye başlıyor gibi…

Sizin Aldatma Eğiliminiz Hangisi?

Yapılan araştırmalar her aldatmanın birbirine benzemediğini ve aldatan insanların farklı eğilimleri olduğunu göstermektedir. Araştırmaların şimdiye kadar saptadığı bazı aldatma eğilimleri şunlardır.


Çatışma Engelleyen Aldatma; Evliliğinde yoğun olarak çatışma yaşayan bireylerin buna engel olmak için aldatma yolunu seçtikleri aldatma eğilimi.

Yakınlık Aldatması; Eşi ile duygusal yakınlığı azalan bireylerin başka biri ile yakınlık kurmaları ve eşlerini aldatmaları.

Bireysel (Varoluşsal ya da Gelişimsel) Aldatma; Orta yaş bunalımı, yaşlanma korkusu,boşluk,depresyon gibi nedenlerle aldatmanın gerçekleşmesi.

Seks bağımlılığı; Seks bağımlılığı dürtü kontrolünün azalmasına bazen yok olmasına sebep oluyor. Bunu tatmin etmek için sürekli olarak seks yapma arayışı içinde olmak ve eğer bir ilişki içindeyseler eşlerini aldatmaları.

Kısa Süreli Aldatma; Bu daha çok bir gecelik ilişkiye giren aldatma türü.Anında oluyor.İnsan doğru zamanda doğru (yanlış) yerde olduğunda oluyor. Genellikle,sarhoş olma hali, bir dürtü veya merak sonucu oluyor.

Güvenli Yer Peşinde Koşan; Bazı bireyler kendilerini güvensiz hisseder, bunu yenmek ve kendileri ile ilgili bir onay alabilmek için ilişkiye girerler. Daha çok narsistik ve dürtü kontrolü olmayan bu bireyler aldatmaya yakın durabilir.

İntikam Amacıyla; Bazen eşlerden biri aldattığında diğeri de intikam almak, cezalandırmak amacıyla aldatabilir.

Tatmin Etmeyen Evlilik; Bu tarz aldatma kötü bir iletişim, yakınlığın bulunmaması, desteğin ve cinselliğin olmadığı ilişkinin sonucunda var olabilir.

Aldatma Çıkışı; Aldatma çıkışı yapan kişiler genellikle ilişkilerini sonlandırmakta zorlanan kişilerdir ve ilişkiyi bitirmek amacıyla için aldatmayı deneyebilirler.

Paralel Yaşamlar; Bu aldatma eğiliminde ilişki çok uzun sürelidir. Hem evlilik hem de ilişki uzun süre devam eder. Bu evlilik dışı ilişki bir şekilde evliliği bitirmez hatta evlilik için de iyi bir ortam yarattığı bile olur. Bazı durumlarda eşin aldatıldığını bildiği, tolerans gösterdiği bile olur.

Online Aldatma; Online aldatma internetin, akabinde online flört ve pornografinin yayılması ile hızla yaygınlaştı. Bazı görüşler ulaşılabilirlik, gerçek bilgilerini gizleme şansı ve bağımlılık ile beraber online aldatmanın ilişkiler için büyük tehdit oluşturduğunu düşünüyor.

Rızaya Dayalı Evlilik Dışı Cinsel ilişki: Bazı evlilik dışı ilişkiler evliliğin içinde var oluyor ve eşler buna rıza gösterebiliyor. Bu evlilikler aynı zamanda açık evlilik olarak da tanımlanmaktadır.

Yazan:Uzm.Psk.Özge Altan Aytun


Paylaş

Nisan 22, 2010

Boşanma Mitleri ve Araştırmalar



Araştırmalar boşanmanın en geçerli nedenlerini çiftler arası iletişimde, çatışma çözümlemede, cinsellik ve yakınlıktaki bozulmalar olarak gösteriyor. Araştırmalara rağmen herkesin boşanma ile ilgili bir fikri var. Bu yaygın görüşlerin bir kısmı hiçbir gerçeklik taşımazken bir kısmı da gerçeklik içeriyor.

Erkekler Marstan Kadınlar Venüs’ten. Bu gerçekçi olmayan görüşlerden biri..Eğer böyle olsaydı çiftlerin boşanma oranı % 100 olurdu..

Eşitlik İlkesi bozulur; Kısaca evlilikte eşitlik ilkesi ” Sen bunu benim için yap ben de senin için bunu yapacağım”dır. Yani davranış alışverişi.. Eğer eşiniz sizin için yeterli miktarda iyi şey yaptıysa, onun için aynı sayıda iyi şey yapabilirsiniz. Evet mutlu olmayan çiftler böyle bir alışverişle uğraşmazlar ama çok net olan şu ki mutlu çiftler de asla böyle bir hesapla uğraşmıyorlar.

Düşük ya da Yüksek Beklentiler; Mutlu çiftler de mutsuz çiftler de evlilikleri ile ilgili düşük ve yüksek beklentiler taşıyabilirler. Mutsuz çiftlerin boşanma nedeni göstermek için düşük ve yüksek beklentilerden daha fazlasına ihtiyaçları var.

Kilit Problemleri Çözerken Başarısız Olmak; Boşanmak için güzel bir neden.. Ancak araştırmalar mutlu çiftlerin % 69’unun önemli olarak gördükleri sorunlarına bir çözüm bulamadıklarını ve bu problemlerle karşılaştıklarında uzlaşmaya ve uyumlu kalmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Aldatmaaaa.. Evet bu gerçekten önemli bir boşanma sebebi. Ama aldatmanın kendisinden çok sonucunda oluşan ve evliliğin temel taşlarını yerinden oynatan güven, yakınlık azalması ve çatışmanın artması gibi nedenler boşanmaya sebep oluyor.

-Evli erkeklerin % 20-25’i en az bir defa eşini aldattığını söylüyor.

-Çift terapistlerinin raporuna göre mahkemeye taşınan çift problemlerinin %50 sini aldatma oluşturuyor. (AAMFT).

-İlk defa boşanmaların % 90’ı aldatma nedeniyle oluyor, bu aldatma evliliğin son yılında yaşanmış olup ve boşanma sürecinde genellikle gizleniyor.

-Uzlaştırma uzmanları aldatmanın % 20-25 oranında bir boşanma nedeni olduğunu ama % 80 oranla yakınlığı bozduğunu ve bu nedenle boşanma olduğunu söylüyor.

-1970 lerde erkelerin % 70’i kadınların ise % 40’ı aldatırken, son dönem çalışmaları bu oranın erkekler ve kadınlar için % 45 ile eşitlendiğini gösteriyor. Boston’da bir hastanede yapılan bir çalışmaya göre yeni doğan bebeklerin % 30 u biyolojik olmayan babalarına merhaba diyor.

- Çiftlerin % 25’i cinsel ilişkinin olmadığı “duygusal aldatma” yaşıyorlar (örn; internet ilişkileri) Bu çiftin duygusal yakınlığını bozuyor.

Boşanma aileden aileye geçiyor. Bazı araştırmalara göre boşanma bir miras gibi ailelerden çocuklara aktarılıyor.

-Ebeveynleri boşanmış olan çiftlerden % 40’ı of eninde sonunda
boşanıyor(diğer bir deyişle Ebeveynleri boşanan çocukların yalnızca % 36 sı mutlu bir evlilik sürdürüyor).

-Ebeveynleri boşanmamış olan çiftlerin % 80’i evli kalırken sadece % 9 luk bir kısmı boşanıyor. (Diğer bir deyişle Evliliği süren ailelerin çocuklarının % 73 ünün evliliği devam ediyor).

-ABD’de ebeveynleri boşanmış kadınların evlenmeme oranı % 40 iken Ebeveynleri evliliğini sürdürmüş olan kadınların evlenmeme oranı % 15.


Boşanma Araştırmalarına göre..


-0-4 yıl arası evliliklerde, eğer eşlerden kadın olanın ailesinde boşanma varsa çiftin boşanma ihtimali % 87, eğer eşlerden ikisinin de ailesinde boşanma varsa bu ihtimal % 620 oluyor.

-5-10 yıllık evliliklerde, eğer eşlerden kadın olanının ailesinde boşanma varsa çiftin boşanma ihtimali % 41, eğer eşlerden ikisinin de ailesinde boşanma varsa bu ihtimal % 160 oluyor.

-11 yıl ve üstü evliliklerde, çiftlerin ailelerinin boşanma geçmişi olması çiftin boşanmasını etkiliyor görünmüyor.

Tutumlar çiftler arası kişisel problemlere dönüşüyor...

Ebeveynleri boşanmış olan çiftlerin kişisel problemlere sahip olması (kolayca öfkelenmek, kıskanç olmak; para yönetimi becerilerinin düşük olması, aldatmak) ebeveynleri boşanmayanlara göre çiftin boşanma ile karşılaşma ihtimalini iki kat daha fazla arttırıyor.

Uzm. Psk. Özge Altan Aytun

Referanslar
John M. Gottman. What Predicts Divorce.
Robert W. Levenson & John M. Gottman. Rebound for Marital Conflict and Divorce Prediction. Family Process Vol. 38, No. 3, pp.387-292.





Paylaş

Mart 12, 2010

Internet, Evlilik ve Sanal İlişkiler

Şu sıralar sanki onunla doğmuşuz gibi gece gündüz onunla beraberiz. Çok uzun sayılamayacak bir zamandan beri hayatımızda olmasına rağmen hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuş durumda internet..

İnternet sayesinde eriştiğimiz bu yeni iletişim ve bilgi edinme modeline kısa sürede adapte olduk. Önce daha çok iş yerlerinde ya da internet cafe lerle sınırlı kalırken hızlı bir şekilde evlerimize girdi. Geceleri onunla sabahlar, yemekten kalkar kalmaz ona koşar olduk. Bu sayede pek çok işimiz kolaylaştı. Bazen neredeyse işe gitmeye gerek kalmadan evden yaptık işlerimizi. Sonra yüzünü hayal meyal hatırladığımız ilkokul arkadaşlarımız ile buluşabildik..

Çağın bu muhteşem icadı sayesinde sayısız rahatlık, kolaylık ve fayda sağladık. Tabi ki artık onsuz bir yaşam düşünülemez oldu ama bazı alışkanlıklarımız, hayat tarzımız eskisinden bir hayli farklı olarak değişti. Bu değişimden kaçınılmaz olarak etkilenenlerden biri de evlilikler oldu.

İnternet evlilikleri hangi yönde etkiledi? Ya da gerçekten etkiledi mi? Olumlu etkileri de var mı? Eğer internet evlilikleri olumsuz yönde etkiliyor, ayrılıklara boşanmalara neden oluyorsa ne yapmak gerekir? İnternet üzerinden bir ilişki yaşama aldatma sayılır mı? Bu soruların yanıtını arayacağız..

İnternet kullanımının artması ile eşlerin birbirlerine daha yakın olduklarını ve iletişimlerinin arttığını söyleyebiliriz. Eşler çalışırken birbirleri ile hızlıca yazışabilir ve birbirlerinden daha sık haber alır oldu. Eşlerden biri uzakta (şehir dışı-yurt dışı) olduğunda kısa zamanda ondan haber alabilme imkanı oluştu. Gerçek şu ki eğer internet olmasaydı eşler birbirlerinden daha az haber alıyor olacaktı.

İnternetin bu kısa süre içinde çiftler üzerindeki olumsuz etkilerine bakıldığında ise araştırmalar son 10 yılda diğer boşanma sebeplerinin yanında internetin de artık bir başlık olarak yer aldığını gösteriyor. Amerika’da yapılan bir araştırma da geçtiğimiz yıl boşanmaların % 42 sinde diğer sebeplerin yanı sıra internet üzerinden kurulan bir yakınlık ya da ilişki yer alıyor. Eşlerin birlikteyken iletişimlerinin azalması, internet üzerinden ilişkiler yaşanması ve internet pornografisinin kullanımı internet nedeni ile olan boşanmalarda ciddi bir rol oynuyor..

İletişim Azalıyor..
Eşler arasında iletişim problemleri nedeniyle terapi merkezine gelenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalar evliliklerin % 50 sinin ilk 5 sene içerisinde sona erdiğini gösteriyor. Boşanmaların artması ve iletişim problemleri arasında ciddi bir ilişki var. Bu konuda henüz çok fazla araştırma bulunmamasına karşın çiftlerin özellikle beraber olma fırsatı buldukları akşam saatleri ve tatil günlerinde uzun süren saatler boyunca internette kaldıkları birbirlerini ihmal ettikleri ve iletişimlerinin azaldığı anlaşılıyor. İletişimin azalması çatışmaların artmasına yol açarken, çözüm arayışı yerine internetle sorundan uzaklaşmak tercih ediliyor.

İnternet gerçekten evlilik anlaşmasını bozabilir ve internet üzerinden kurulan ilişkiler aldatma olarak sayılabilir mi?


Tabi ki aldatma tarihi internetin icadından çok daha öncelere dayanıyor. Ancak internetin sağladığı, gizlilik, ulaşılabilirlik bu durumun çok hızlı gerçekleşmesine neden oluyor. Evlilik ve ilişki ile ilişkilendirilebilecek sitelere baktığımızda mükemmel eş arama siteleri, arkadaşlık siteleri (yaş gruplarına göre değişen), flört siteleri, evlilik ve ilişki danışmanlığı siteleri, boşanma önerileri siteleri… insanları tedirgin edebilecek bir sırada genişliyor.

Bunun yanı sıra, internet eşlerin diğer insanlarla coğrafi sınırlar olmaksızın hızla tanışmasına ve hatta kendi eşlerinden daha fazla iletişime geçmesine de olanak sağlıyor. İnternet üzerinden kurulan ilişkiler zaman zaman kontrolden çıkarak çok yakın, sınırların olmadığı pek çok özel şeyin de paylaşıldığı, diğer eşi üzecek hatta evliğe zarar verecek belki sonucunda boşanmaya neden olacak bir noktaya geliyor.

İnternet üzerinden evliliğe zarar getirebilecek, aldatma denilebilecek ilişki modellerinin başında msn de tanışarak duygusal yakınlaşma ve cyber-sex geliyor. Bu sanal ilişki şekilleri ortaya çıkınca “Bu şekilde internet üzerinden ilişki kurmak aldatma sayılır mı? Sorusu gündeme geliyor.

İnternet üzerinden seks yapılması bazı uzmanlar tarafından kesin olarak ilişkiye ihanet sayılmıyor. Gerçek bir aldatma için fiziksel bir şeyler olması gerektiğini ve hatta vücut sıvıları yer değiştirmiyorsa bunun cinsel bir aldatma olmayacağını savunuyorlar. Bazı uzmanlar ise duygusal bir bağlılık söz konusu ise aldatmanın başlayacağını savunuyor.

Gerçek her ne olursa olsun, eşlerin çoğunluğunun böyle bir durumla karşılaştıklarında bu durumu aldatma olarak kabul ettikleri biliniyor. Son araştırmalar, İnternet kullanıcılarının % 10 unun internette düzenli olarak seks yaptığını ve bunu bir kere deneyenlerin hiç de az olmadığını gösteriyor

Duygusal ilişkilere gelince.. Eskiden gazete sayfalarında “boyu boyuma uygun bir eş arıyorum” un çok ötesinde bir durum yaşanıyor. Artık mükemmel eş seçimi (perfect match) siteleri ya da herhangi bir buluşma sitesi sayesinde çabucak duygusal ilişkiler başlayabiliyor. Özellikle eş bulmanın ve ya aramın eskiye göre oldukça ekonomik hale gelmiş olması da bu sitelerin kullanımını ayrıca artırıyor. Herhangi bir ilişki içinde olmayanlar için iyi bir gelişme bu ancak evli ya da ciddi bir ilişki içerisinde olanlar için de bir tehlike. Kim eşini internette tanıştığı biriyle kaybetmek ister ki? Maalesef burada da internet üzerinden yakınlaşmanın bir kesim tarafından aldatma olarak görüldüğü bir başka kesim tarafından da gerçek ilişkiyi yıkamayacak bir eğlence olduğu düşünülüyor.

“Bu konuda sıkıntı çeken ve eşi ile boşanma sürecinde olan bir danışan yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Uzun saatler internette kalıyordu. İlk fark edişim odaya girer girmez bazı sayfaları(web) hızla kapatması oldu. Her seferinde oluyordu. Birkaç kere benden bir şey mi gizliyorsun diye sordum sana öyle geliyor dedi. Sonra bir gün tesadüfen kayıtlı bir site buldum. Üye olup arkadaş falan olabiliyordun, onun da nickname i yazıyordu. Onunla arkadaş olup yazışmaya başladım.Benden hiç bahsetmedi. Ama benimle buluşma randevusu bile ayarladı. Sonra daha fazla ileri gidemedi, ve konuştuk. Her şeyi anlattı. İnternet üzerinden görüştüğü pek çok kadın varmış ama gerçekten görüştüğü hiç olmamış. Bana göre ilişkimize ihanet etti ve sonunda boşanmaya karar verdim.”

Sonuç Ne Olacak?

İnternet kendi içindeki icatlarla belki de bu sorunu kısa sürede yenecek. Son günlerin en büyük tutkusu haline gelen facebook ve benzeri sitelerle belki de aldatma üzerine yaşanılan sorunlar büyük ölçüde azalacak. Örneğin, bir erkek bir kadın ile yakınlaşmaya karar verdiğinde onun ilişki durumunu görebiliyor. Belki böylelikle “evli”, “nişanlı”, “bir ilişki içinde” gibi görünen profillerin ilişkileri daha az zarar görecek. Bunun yanı sıra resimler, paylaşımlar, nerede olunduğu vb. bilgiler kaçamak yapma şansını azaltıyor.

Sonuç olarak ne bu icatların hızını ne de sonuçlarını hemen öngörmemiz mümkün. Dolayısıyla başımıza gelecekleri biraz yaşayarak göreceğiz gibi görünüyor. Ancak, İlişki içindeki problemler büyümeden bazı adımlar atmak büyük önem taşıyor. İlişkinizi bu anlamda risk altında görüyor ve önlemler arıyorsanız kulak verin;


- Eşinizle daha fazla ve eğlenceli vakit geçirin. Bu internetin başından haftada bir kere kalkarak mümkün olmayacaktır. Birlikte vakit geçirirken nelerin sizi eğlendirdiğini fark ederek ve bu aktivitelere yoğunlaşarak zaman içinde olacaktır.
- Bu ilişkinin sevgiyle başladığını unutmayın. İlişkiye dair olumlu hatıraları anımsamak duygularınızın canlanmasına ve onunla iletişime geçmek için yardımcı olacaktır.
- İletişim sadece kelimelerle sınırlı değildir. Sesinizin tonu ve vücut diliniz de pek çok mesajı anlatabilir. Dokunarak, sarılarak gülümseyerek de karşı tarafa pek çok olumlu mesaj verebilirsiniz.
- İlişkilerde eşle yaşanan çatışmalardan daha olumsuz olan, hissedilen duyguları biriktirerek kendinize saklamanızdır. Bunun yerine sakin kalarak hissettiklerinizi karşı tarafla paylaşın.
- Pek çok insan eşi ile yaşadığı sıkıntıları bekleyip görerek aşmayı tercih eder. Bunun yerine birkaç adım atarak çok daha tatmin edici bir ilişkiye ulaşmak mümkündür.
- Pek çok eş “eğer beni seviyorsa ne istediğimi anlayabilir” düşüncesi ile sıklıkla hayal kırıklığına uğramaktadır. Eşlerin birbirlerinden ne beklediği ve istediği ise ancak karşılıklı net ve açık bir iletişim ile anlaşılabilir.
- Pek çok uzman eşlerin ilişkide ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için dışarıya yöneldiklerini savunuyor. Eşinizle yaşadığınız sıkıntılarda kendinizi de kritik ederek sizde nelerin değişmiş olabileceğini fark etmeniz sorunu aşmanıza yardımcı olacaktır.
- Eğer işin içinden çıkamayacağınızı düşünüyorsanız bu konuda bir çift terapistine başvurabilirsiniz. Çift terapisi sayesinde pek çok çift hem kendi hem de karşı tarafın sorunlarının farkına vararak etkin bir çözüm yolu bulabilmektedir.

Paylaş