gottman cift terapisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gottman cift terapisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 20, 2010

Mutlu İlişkilere Dair...




Son 10 yıl içerisinde yapılan araştırmalar, ülkemizde evliliklerinin % 50 sinin ilk 5 yıl içerisinde bittiğini, ilk 1 senede biten evliliklerin ise giderek arttığını gösteriyor. Biz de bu durumu Ekim ayında Psikoloji İstanbul’un davetlisi olarak Türkiye’ye gelen evlilik ve ilişki alanındaki dünyaca ünlü uzman Dr. John Gottman’ a sorduk.Dr. John Gottman,mutlu ilişkileri inceleyerek elde ettiği formülleri ve ilişki, evlilik ve boşanma ile ilgili merak edeceğinizi düşündüğümüz sorularımızı yanıtladı.


Evliliklerin yaklaşık % 50’si neden başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu durumu çiftlerle ilgili çalışmaların duayeni olarak nasıl açıklıyorsunuz?

İlişkinin en başlarında güvenle ilgili oluşturulması gereken pek çok alan var. İnsanların kafasında ilişkisine dair pek çok soru var. Ona arkadaşım olarak güvenebilir miyim? Hayal kırıklığına uğradığımda beni dinlemesi için ona güvenebilir miyim? Bir partner olarak, ev işlerini paylaşırken, zor zamanları paylaşırken ona güvenebilir miyim? Bu insan bana saygı gösterecek mi? gibi esası güvene dayalı olan sorular soruyor.

Güven ile ilgili bu bilgiler, çoğu zaman tartışmalar sayesinde oluşuyor. Bu alanları tartışmalar aracığı ile netliyoruz. Biz, ilişkinin ilk aşamalarında insanların yaşadığı en büyük dönüşümü “ben” den “biz” e geçiş dönüşümü yani “takım olabilmek” olarak adlandırıyoruz. Bu süreçte, yani ilişkinin ilk başlarında yaşanan yoğun tartışma ve anlaşmazlıklar ise güven oluşturmak yerine güveni yok ediyor.

Boşanmayı Gerçekten Tahmin edebiliyor musunuz?

Boşanmayı ya da tehlike sinyallerini çiftler anlaşmazlıkları ile ilgili konuşmaya başladıkları ilk 3 dakikada anlıyoruz. İlişkilerinde yaşanacak problemleri çözemeyecek olan çiftler ya da nasıl çözeceklerini bilmeyenler hemen anlaşılabiliyor. Bu kişiler genelde kendilerini daha fazla düşünen, savunucu bir yapıya sahip, problemin karşı taraftan kaynaklandığını söyleyen, ve dolayısıyla karşı tarafın kişiliğini değiştirmek zorunda olduğunu belirten kişiler oluyor. Eşimin terapiye ihtiyacı var diyen, ben mükemmele yakın davranıyorum ama eşimin karakteri ile ilgili değiştirmesi gereken pek çok şey var diyenler oluyor..
Eleştiri ve birbirlerine saldırıyı yoğun olarak yapan çiftler için de aynı şey geçerli. Saldırgan biçimde eleştirilmek insanların savunmacı davranmalarına neden oluyor. Kişi fizyolojik olarak yüksek düzeyde uyarılıyor. Böyle olduğunda tartışmaları başarı ile yürütmek ve sonlandırmak imkansız bir hale geliyor. Çok kısa bir süre sonra da bu eleştirel olumsuzluk hali, tartışma olmayan ortamları bile kapsar hale geliyor. Dolayısıyla bu ilişkinin geleceğini kolayca tahmin edebiliyorsunuz.

Diyalog kurmak, çiftlerin normal olarak yaşadıkları çatışmaları yara almaksızın yaşamalarını sağlamakta. Mutlu çiftlerin dahi yaşadığı çatışmaların % 69’u zaten hiç çözümlenmiyor. Bu nedenle diyalogun önemi çok büyük. Bu çatışmalarla ilgili diyalog kurabilmeleri önemli. Mutlu çiftler bunu iyi başarıyorlar. Önemli olan bireylerin ilişkileri mutlu bir şekilde sürdürebilmeleri için gereken becerileri edinebilmeleri. İlişkilerde çatışmaların yaşanması kaçınılmazdır ve aslında insanların birbirlerini tanımaları ve yakınlaşmaları sürecinin de bir parçasıdır.


Kitabınızda, yıkılan ilişkilerde yapılan iletişim hatalarından yoğun olarak bahsediliyor. İletişimde hata yapmamak nasıl mümkün olabilir?

Hemen herkes diğerleri ile iletişim kurarken hatalar yapar. İyi biliyoruz ki her ilişkide pişmanlıklar var. Mutlu ilişkilerde, yani işlerin gayet yolunda gittiği durumlarda dahi kişilerin “Keşke böyle davranmasaydım” dediği durumların var olduğunu ve bunun kaçınılmaz olduğunu gösteren matematiksel kanıtlar var. Temel bir iletişim hatası olarak söyleyebileceğimiz şeylerden biri şu: ilişki ustalarının “aşağılama”dan uzak durduğunu biliyoruz. Ama yine de iletişim sırasında onlar da pek çok hata yapıyor. Ancak ilişki ustaları yapılan hataları iyi telafi ediyor, tamiri iyi yapıyorlar. Yaptıkları olumsuz davranışın sonucunu etkin biçimde tamir ediyor ve ilişkinin uçuruma gitmesini önleyebiliyorlar. Geçmiş duygusal yaraları etkin biçimde sarıyorlar. Bunu sağlayan temel faktörlerden birinin aralarındaki ilişkinin, yakınlığın ve arkadaşlığın kalitesi olduğunu biliyoruz. Mutlu bir ilişki için, çift arasında işe yarayan, kaliteli bir arkadaşlık, yakınlık söz konusu olmalı. İlişkide halihazırda yeterli bir olumluluk olduğunda, işler yolunda gitmediğinde dahi, onarma girişimleri karşı taraf tarafından kabul ediliyor ve iyileştirmek de daha kolay oluyor. Pek çok kişi iyi iletişim kurmuyor ama onarma girişimleri başarılı oluyor.


Peki çiftler, ilişkilerini nasıl koruyabilirler? Özellikle nelere dikkat etmeliler?

İlişkilerin gerçekten mutlu bir şekilde yürümesi için 3 alana odaklanmamız gerekiyor. Birincisi arkadaşlık ve yakınlık; İkincisi tartışmaları yapıcı bir biçimde yapmak. Tartışma her ilişkide kaçınılmaz bir durumdur fakat yapıcı ve birbirinize yakın olabilirsiniz. Üçüncüsü ise birlikte bir “ortak anlam” ve “amaç” geliştirebilmektir.Birbirinin yaşam hayallerine inanmak ve onlarla gurur duymaktır. Dolayısıyla biz enstitümüzde bu üç alan ile çalışıyoruz.
Arkadaşlık ile ilgili çok spesifik olarak çalışıyoruz. Arkadaşlığı araştırmalarımızda spesifik olarak tanımlayabiliyoruz. Birbirini tanımak, ilişki haritasını oluşturmak, saygı duymak, sevgi ve şefkat göstermek, hayranlık duymak ve bunu ifade edebilmek de çok önemli. Sonuç olarak, partnerinin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekenleri bilmek ve böylelikle bu ihtiyaçları karşılamakla ilişkinizi koruyabilirsiniz…


Tüm bunlar çok mantıklı görünüyor. Bunları anlattığınız çiftler de tabi ki size hak vereceklerdir. Ancak uygulama nasıl sağlanabilir? Biz bunu yapamıyoruz diyebilecek çok sayıda çift var.


Maalesef hiçbir toplumda insanların bunları öğrenebilecekleri bir kurum, bir durum ya da zaman aralığı yok. Bu bilgiler okullarda öğretilmiyor. Üniversitelerde söz edilmiyor. Hatta evlilik merciini önemseyen dini kurumlar, kiliseler, camiler, sinegoglar dahi bu bilgileri anlatmıyor. Evlenmek isteyen kişilere, “gelin sizi bir eğitime alalım ki, ilişkiniz iyi gitsin” denmiyor. Bu bilgileri öğrenebilecekleri yerler, ancak bizimki gibi danışmanlık merkezleri olabiliyor. Bu nedenle de aslında odaklanmamız gereken, insanların bu becerileri, daha çocukluktan itibaren öğrenmelerini sağlayabilecek bir sistem kurabilmek. Türkiye’de bizim eğittiğimiz çok az sayıda uzman var ve bu kişilerin davetlisi olarak İstanbul’a geliyoruz. Dileriz bir dizi eğitimden sonra, Türkiye’ye de bu bilgileri paylaşabilecek ve değişimi sağlayabilecek çok sayıda uzman sağlamış oluruz.


Öğrenmek için artık çok mu geç?

Herkesin her zaman öğrenebileceğini düşünüyorum çok karmaşık bir şey değil. Bir insanı anlamaya çalışmanın, ona sorular sormanın, onun yanıtlarını takip etmenin, o insanla ilgilenmenin, kişisel farklılıkları fark etmenin de çok karmaşık olmadığını düşünüyorum. Onu beğendiğinizde, keyifli bir zaman geçirdiğinizde, ona minnettar olduğunuzda bunları sadece düşünmek yerine düşüncelerinizi dile döküp ifade etmek hiç de zor değil..


Mutluluk Ne Kadar Önemli? Kadın ve Erkek Arasında Bu Konuda Bir Fark Var Mı?


İlişkilerde mutluluk oldukça önemli. Özellikle kadınlar için çok önemli. Erkekler için kadınlarınki kadar kritik değil. Çünkü erkekler kadınların mutlu mu mutsuz mu oldukları ile ilgili bilgisizdirler. Dolayısıyla kavga yoksa onlar için bir sorun yok ve her şey yolunda demektir. Cinsel hayat yolunda gidiyorsa her şey yolundadır. Dolayısıyla bize de % 80 oranında konuyu kadın getiriyor ve “bunu halletmemiz lazım” diyor.

Araştırmalara göre kadınlar eşlerinin taleplerini karşılamakta daha başarılı ve daha yapıcı bir tutum sergilerken, erkekler eşlerinin taleplerini kabul etmekte ve değişmekte daha çok sıkıntı yaşamaktadırlar. Kadınlar evlilikle ilgili sorunlarını ve eşlerinden beklentilerini daha çok ortaya koymakta ve bu konuda tartışmak ve çözüm üretmek konusunda daha istekli görünmektedirler. Eşlerinin bu taleplerini dikkate alan ve kendilerini bu anlamda esnetebilen erkeklerin evlilikleri, diğerlerine oranla daha uzun sürmekte ve daha mutlu bir birliktelik yasamaktalar.

Bugün çiftler, eski kuşaklardan farklı olarak, daha çabuk vazgeçiyorlar sanki ilişkilerinden. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

İnsanlar son yıllarda bir ilişkiye başlama ve bağlanma konularında daha fazla sıkıntı yaşıyor. Evlilik yaşı da buna bağlı olarak artıyor. İnsanlar evlenme konusunda daha isteksizler, daha fazla birlikte yaşamayı ama o imzayı atmamayı tercih eden çift var. Artık lezbiyen çiftler, heteroseksüellere göre daha fazla evlenmek için birbirlerini zorluyorlar. Ama bana sorarsanız bu değişimler, güzel değişimler. En azından artık kadınların büyük bölümü istismara uğradığı bir ilişkide kalmak zorunda olmadığını, ayrılmak gibi bir şansı olduğunu biliyor. Ve asıl sağlıklı olan da bu. Erkekler de artık sadece geçim sağlamanın yeterli olmadığını görüyor. Karşısındaki kişiye destek olan, onun için bir yol arkadaşı, iyi bir baba, iyi bir eş olması gerektiğini bilen ve buna göre davranmaya çalışan erkeklerin oranı geçmiş yıllara göre çok daha fazla.

Değişimle ilgili söylenebilecek belki tek kötü şey, ekonomik sıkıntılar nedeniyle, ilişkinin üstüne binen yükler. Çoğu çifte baktığımızda her iki bireyin de çalıştığını görüyoruz. Bu durum özellikle çocuk doğduktan sonra ilişki üzerine inanılmaz yüksek düzeyde bir stres yüklemesine neden oluyor. Çocuk yetiştirme görevi, özellikle Amerikan toplumunda yoğun olarak rastlanan alkol ve madde bağımlılığı da eklendiğinde son derece karmaşık bir süreç haline geliyor. Çiftler kesin olarak ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Bu nedenle kolay pes ettiklerini düşünmüyorum. Sadece ilişkiler üzerindeki baskı ve stres faktörleri eskiye göre daha yoğunlaşmış durumda.





Bu Röportaj, Marie Claire Dergisi Ekim 2010 Sayısında Yayımlanmıştır.



Paylaş

Ekim 14, 2010

Eşler Birbirini Neden Aldatıyor?





Bir anda bir tesadüfle karşılaşıyorsunuz. Bazılarınız seyahatte bazılarınız bir arkadaş davetinde bazılarınızsa işyerinde buluyorsunuz onu. Aslında mekân çok da önemli değil böyle konularda. Sonuçta değişmeyen tek şey onu gördüğünüzde kalp atışlarınıza hakim olamamanız. Çünkü aşk kapıyı çalıyor hem de gümbür gümbür. Aradan biraz zaman geçiyor bu kez onsuz yaşayamayacağınızı düşünüyorsunuz ve evleniyorsunuz. İşte film de buradan sonra başlıyor. Çünkü bazen ne aşk kalıyor ne de arada ilk günlerki gibi bir romantizm... Kurduğunuz aile çatırdıyor ve birden kendinizi hakim karşısında boşanırken buluveriyorsunuz. Geriye dönüp baktığınızda kendinizi suçlamıyorsunuz, varsa yoksa karşı tarafta aranıyor tüm sorunlar... Peki neden böyle oluyor? Evlilikler niçin bitiyor? Neden aynı eve girilince anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor? Mutsuz evlilik ne gibi sağlık sorunlarını getiriyor?
35 yılda 3 bin çift üzerinde yaptıkları araştırmalar sonucu mutlu evliliğin sırlarını ve boşanmanın çeşitli tekniklerle önlenebilir olduğunu kanıtlayan ilişki danışmanlığı ve evlilik terapisinin duayenleri John ve Julia Gottman Psikoloji İstanbul'un davetlisi olarak İstanbul'a geldiğinde fırsatı kaçırmadan tanışmak istedik ve aklımızdaki bu soruları onlara yönelttik. Onlar da sürekli kavga ediyorlarmış. Hatta Julia'nın dediğine göre "Korkunç görünen büyük kavgalar" yaşıyorlarmış... Peki nasıl bu kadar uzun süre birlikteler, çiftlere neler öneriyorlar onlardan öğrendik...

Günümüzdeki evlilikler neden bitiyor?

Mr. Gottman: Evliliklerin bitmesinin temel nedeni erkek olan tarafın kadın olan tarafa nasıl davrandığıyla bağlantılı. Eğer eşler birbirine saygı, şefkat ve sevgi gösterirse evlilik devam ediyor.

Evliliğin devamı nasıl geliyor peki? Yine aynı davranışları göstererek mi, yoksa ek olarak birşeyler yapmak mı gerekiyor?

Mr. Gottman: Fikir ayrılıklarında bununla nasıl başa çıktıkları da çok önemli. Eğer "Bu sorunun nedeni sensin" demek yerine, "Bu sorun bizim sorunumuz, ikimize de ait" derseniz o zaman evlilikler çok daha iyi gidiyor.
Mrs. Gottman: Fiziksel bir şiddetin olmaması da önemli bir sebeptir. Aldatma da temel yıkıcı nedenlerden biri. Bunlar olmazsa ilişki sağlam biçimde gider. Hem şiddet hem de aldatmak ilişkie ihanet etmek demektir. Eğer bir ihanet varsa, şiddet varsa bunun da çözülmesi gerekir. Özür dilemek gerekir. Problemi çözmek çok önemli.

ALDATMA NEDEN OLUYOR?

Eşler neden aldatıyorlar?

Mr. Gottman: Çatışmaktan kaçınmaktan olabiliyor. Eşinize nerede sorun yaşadığınızı, nerede sıkıntı yaşadığınızı söylememek için de aldatmalar olabiliyor. Yalnızsanız, seks hayatınız iyi değilse bu konuyu eşinizle konuşmanız gerekir.
Mrs. Gottman: Başka kadınları baştan çıkarmak bazı erkekler için gurur meselesi de olabiliyor. Bu da aldatma nedeni olarak ortaya çıkıyor. Tek bir aldatmayla kaybettikleri birşey var aslında: Eşleriyle aralarındaki o derin bağ kırılmış oluyor.

Evliliği ilk günkü gibi taze tutmanın sırrı nedir?

Mr. Gottman: Birbirinizle ilgili bilgilerinizi revize etmelisiniz. Birbirinize sorular sorun, açık uçlu sorular olmalı. Ama bu soruların cevabı evet ya da hayır olmamalı. Eşe romantik biçimde davranmak gerekir, evliliğin ilk günlerinde olan şey de budur.

Mrs. Gottman: Partnerinizin hayalini dinlemelisiniz. Gelecek hayalleri mesela. Bunlar için de çaba harcamak gerekiyor.

GERGİNLİKTE YAPILMASI GEREKENLER

Mutsuz bir evlilik nelere yol açar?

Mr Gottman: Depresyona neden oluyor ilk başta. İnsanlar yaşadıkları depresyonun nedenini kendi yaşamında değil, partnerinde arıyor.
Mrs. Gottman: Eğer bu mutsuzluğun içinde fiziksel şiddet varsa, kadın eşlerin korku, stres bozukluğu yaşayabiliyor.

Evde bir gerginlik olduğu zaman çiftler nasıl hareket etmeli?

Mrs. Gottman:
Öncelikle sakinleşmeleri gerekiyor. Sonra birbirleriyle konuşmalılar. O tartışma sırasında ne olduğunu ifade etmeleri gerekiyor. Ne dediler mesela o kavgada? Bu noktada birbirini dinlemek çok önemlidir. O gerginliğe nasıl dahil olduklarına dair sorumluluğa sahip olmalılar. Mesela, "Burada ben şunu söyledim" demeliler. Çiftler arasındaki tartışmaların yüzde 69'u çözülemiyor. O nedenle nasıl davrandıklarını bilmeleri gerekiyor. Bu yüzde 69'luk dilimin çözülememesinin sebebi kişilik ve yaşam tarzıyla alakalı.

BİRLİKTE YAŞAMAK TANIMAK İÇİN ÖNEMLİ

Aslında ben de tam o noktaya gelecektim. İki ayrı kültürden ve toplumdan gelen insanların biraraya gelmeleri zor mu?

Mr. Gottman: Her ilişki kültürlerarası bir ilişkidir. Herkes ayrı ailelerden biraraya geliyor. Birbirlerine alışmaları gerekiyor. Birbirlerinin geleneklerine de saygı göstermeleri gerekiyor. Yeni bir aile oluşturuyorlar.

Evlenmeden önce insanlar genelde birbirlerine iyi yönlerini gösteriyor. Bu sorun getiriyor değil mi?


Mr. Gottman: Daha en başta ortada aslında. Çiftler ne kadar iyi taraflarını gösterse de birlikte çıktıkları olumlu ya da olumsuz yönlerini görebilirler.

Mesela bir taraf kendisini çok temiz, düzenli gösterebilir ama evlendikten sonra bunun tam tersi de çıkabilir...

Mrs. Gottman: Birlikte yaşamıyorlarsa pek çok şeyi görmezler. Birlikte yaşadıkları zaman görmeye başlayacaklar. Orada da daha fazla kabul etmeyi çalışmaları gerekiyor.

Bir çiftin boşanacağını nasıl tahmin ediyorsunuz?

Mr. Gottman: Birbirlerini dinliyorlar mı ona bakıyoruz. Bir sorun olduğunda "Bunun sebebi sensin" diyorlar mı? Bunlarla anlaşılabiliyor.
Mrs. Gottman: Eğer savunmaya geçiyorlarsa, "Hayır ben değilim" şeklinde davranıyorlarsa bu iyi birşey değil. Birbirlerine saygısız davranıyorlarsa boşanırlar. Çiftlerden önce tartışma yapmalarını istiyoruz. Fizyolojik uyarılma şiddetli oluyorsa bu da kötüdür.

SÜREKLİ KAVGA EDİYORLAR

Bu kadar zamandır evlisiniz. Hiç kavga etmediniz mi?

Mr. Gottman: Sürekli kavga ediyoruz
Mrs. Gottman: Korkunç görünen büyük kavgalarımız oluyor. Ama önemli olan o kavganın ardından birbirimizi onarırız.
Mr. Gottman: Çünkü özde çok iyi arkadaşız.


Bu Röportaj, 13.10.2010 tarihinde HaberTürk internet sitesinde yayımlanmıştır.

Kaynaklar
http://www.haberturk.com/saglik/haber/560771-esler-birbirini-neden-aldatiyor



Paylaş

Ağustos 26, 2010

Gottman Yetişkinler için Workshop: Mutlu İlişkilerin Formülü Nedir?


6 Ekim 2010,

Taksim, İstanbul


İlişkilerin devamlılığını ne sağlar? Evlilikleri ne kurtarır? John ve Julia Gottman Psikoloji İstanbul'un davetlisi olarak geldikleri İstanbul'da, yetişkinlere yönelik "Mutlu İlişkilerin Formülü Nedir?" adlı bir workshop gerçekleştirecektir. 35 yılı aşkın süredir binlerce çiftle yürütmüş oldukların araştırmalardan yola çıkarak oluşturdukları formülleri sınırlı bir sayıda katılımcının yer aldığı bu eğitimde paylaşacaklardır.


Aktarılacak olan bu formül, psikoloji alanında az rastlanan, % 96 oranında bir geçerliliğe sahip, bu oranda bir tahmin sağlamaktadır.

Bu eğitimin sonunda katılımcılar:

• İlişkileri yıkıma, evlilikleri boşanmaya götüren temel davranış hatalarını,

• Mutlu ilişkilerin sahip olması gereken özellikleri,

• Yakın ilişkilerde mutluluğun devamlılığını ve huzuru sağlamak için gereken davranış biçimlerini,

• İlişkiye çocuk eklendikten sonra çiftlerin ilişkinin devamlılığı için gerçekleştirmesigereken değişimleri,

• Ebeveyn çocuk ilişkisinde mutluluğu sağlamanın ve çatışmaları olumlu biçimde
çözebilmenin yöntemlerini edineceklerdir.

Eğitim Yeri: Orhan Öcalgiray Konferans Salonu, İstanbul Teknik Üniversitesi
Gümüşsuyu, Taksim

Eğitim Tarihi: 6 Ekim 2010 Çarşamba, 18:00

Eğitim Süresi: 3 saat

Eğitimciler: Prof. Dr. John Gottman ve Prof. Dr. Julia Gottman

Eğitim Ücreti: 100 TL + KDV

Kayıt ve daha fazla ayrıntılı bilgi için:


Psikoloji İstanbul

Danışmanlık Eğitim ve Araştırma Merkezi

Web: www.psikolojistanbul.com

E-mail: gottman@psikolojistanbul.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Adres: Valikonağı Cad. Sezai Selek Sok. No:20 D:5 Nişantaşı -ISTANBUL

Tel: 0212-233 28 38 Fax: 0212-233 28 89

Mart 12, 2010

Çift Terapisinin Duayenleri İstanbul'da...


Dr. John ve Julie Gottman Ekim'de Çift Terapisi Eğitimi için İstanbul'da

Gottman Enstitüsü ve Psikoloji İstanbul işbirliğiyle Gottman Çift Terapisi I. Düzey Eğitimi Çiftler Arasındaki Köprüyü Yeniden İnşa Etmek, (Bridging the Couple Chasm) başlığı ile 9-10 Ekim tarihlerinden düzenlenecek.

Çiftlerin yaşadığı çatışmaları, araştırma temelli etkin yöntemlerle güçlü kaynaklara dönüştürmeniz mümkün diyen çift terapisinin duayenleri Dr. John ve Julie Gottman uzun yıllar süren araştırmalardan yola çıkarak geliştirdikleri Gottman Çift Terapisi yaklaşımlarını ülkemiz uzmanları ile paylaşıyor...

Ayrıntılı bilgileri yakında sizlerle paylaşacağız...

Paylaş