çift terapisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çift terapisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 15, 2010

Bebek Doğduktan Sonra İlişkiniz...ve Öneriler


Çiftlerin üçte ikisi, bebek sahibi olduktan sonra ilişkilerinde hissettikleri doyumun belirgin bir biçimde düştüğünü söylüyor. Çatışmaların oranında ve çiftlerin birbirine uyguladıkları duygusal şiddette bir artış yaşanıyor. Çiftler daha sık tartışmaya ve daha az yakınlık hissetmeye başlıyor. Birbirlerine duydukları tutku azalıyor; cinsellik ve romantizm de ciddi bir şekilde sekteye uğruyor. Değişen tüm bu koşullar, pek çok çiftin diğer etkenlerin de birleşimi ile boşanmasına neden olabiliyor.

Pek çok araştırma, çatışmalı ilişkiler yaşayan çiftlerin bebeklerinin, gelişimsel sıkıntılar yaşadığını göstermektedir. Ebeveynlerin stresli, yalnız, depresif hissetmeleri, bebeklerine daha az tepki vermelerine neden olmaktadır. Mutsuz ebeveynler tarafından yetiştirilen bebeklerin geç konuşan, tuvalet eğitimini geç alan, motor gelişimini yaşıtlarına göre daha sonraki dönemlerde tamamlayabilen bebekler oldukları ve yaşamın ilerleyen yıllarında özellikle sosyal ortamlarda düşük özgüven sahibi olduklarını göstermektedir.

Neler Yapılabilir?
-Her çiftin aynı sorunları yaşadığını bilin: Çünkü her çift bebekleri dünyaya geldikten sonra daha fazla stres yaşıyor, daha duygusal, daha savunmacı ve daha fazla tartışma eğilimi yaşayabiliyor.

-Bebeğinizle birlikte vakit geçirmenin keyfine varın: Bebek sahibi olmanın keyfine birlikte vardığınız ve hayata getirdiğiniz bu güzel varlıkla birlikte vakit geçirdiğiniz sürece aranızdaki ilişkinin kötüye gitmek yerine daha da güçlenmesi için ne kadar çok neden olacağını göreceksiniz.

-Tartışmalarınızın sakin geçmesini sağlayın: Bir çift olarak tartışmamanız mümkün ve sağlıklı olmayacaktır. Tek yapmanız gereken tartışmaları centilmen bir noktada tutmak. Daha yumuşak cümlelerle, daha çok ne düşündüğünüzden, ne hissettiğinizden ve neye ihtiyaç duyduğunuzdan bahsederek tartışın.

-Aranızdaki paylaşımın ve arkadaşlığın eksilmemesini sağlayın: Birbirinize olan biten hakkında konuşmak için zaman ayırın. Hayatınızda pek çok şey değişti ve 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz, hayatınızla, çevrenizdeki insanlarla ilgili neler düşünüyorsunuz vb. konularda yeniden konuşmak ve birbirinizin şimdi ne düşündüğünü öğrenmeye ihtiyacınız var.

-Cinsel yaşamınıza özen gösterin ve cinsellikten aldığınız keyfi arttırın: Bebeğinizin doğumunun ardından aranızdaki yakınlığı bozmamak adına en çok özen göstermeniz gereken paylaşımınız cinselliğiniz olacaktır. Cinsel yaşamdan aldığınız hazzın devamlılığını sağlamak için eşinizle konuşun, neler istediğinizi nelere ihtiyaç duyduğunuzu belirtiyor olun.

-Baba-bebek arasındaki ilişkinin yakın ve sıcak bir ilişki olmasını sağlayın: Babalar ve bebeklerinin arasında yaşanacak olan sıcak ilişki, bir çift olarak da mutlu olmanızı sağlayacaktır. Pek çok çift için bebek dünyaya geldikten sonra yaşanan yalnızlığın nedeni anne-bebek arasındaki yakın bağa yaklaşamayan babalardır. Dolayısıyla anneler de babalar da farkına bile varmadan kendilerini yalnız hissetmeye başlayabilirler.

-İlişkiyi zenginleştirecek yenilikler geliştirin: Bir çift olarak yaşamınızda oluşan bu güzel değişikliğe uygun yeni rutinler geliştirmeye çalışın. Birbirinize nelerden keyif aldığınızı, birlikte neler yaptığınızda mutlu olduğunuzu yeniden sorun ve birbirinize zaman ayırın.



Bu yazı, Mother&Baby dergisi Ekim 2010 sayısında yayımlanmıştır.



Paylaş

Nisan 22, 2010

Boşanma Mitleri ve Araştırmalar



Araştırmalar boşanmanın en geçerli nedenlerini çiftler arası iletişimde, çatışma çözümlemede, cinsellik ve yakınlıktaki bozulmalar olarak gösteriyor. Araştırmalara rağmen herkesin boşanma ile ilgili bir fikri var. Bu yaygın görüşlerin bir kısmı hiçbir gerçeklik taşımazken bir kısmı da gerçeklik içeriyor.

Erkekler Marstan Kadınlar Venüs’ten. Bu gerçekçi olmayan görüşlerden biri..Eğer böyle olsaydı çiftlerin boşanma oranı % 100 olurdu..

Eşitlik İlkesi bozulur; Kısaca evlilikte eşitlik ilkesi ” Sen bunu benim için yap ben de senin için bunu yapacağım”dır. Yani davranış alışverişi.. Eğer eşiniz sizin için yeterli miktarda iyi şey yaptıysa, onun için aynı sayıda iyi şey yapabilirsiniz. Evet mutlu olmayan çiftler böyle bir alışverişle uğraşmazlar ama çok net olan şu ki mutlu çiftler de asla böyle bir hesapla uğraşmıyorlar.

Düşük ya da Yüksek Beklentiler; Mutlu çiftler de mutsuz çiftler de evlilikleri ile ilgili düşük ve yüksek beklentiler taşıyabilirler. Mutsuz çiftlerin boşanma nedeni göstermek için düşük ve yüksek beklentilerden daha fazlasına ihtiyaçları var.

Kilit Problemleri Çözerken Başarısız Olmak; Boşanmak için güzel bir neden.. Ancak araştırmalar mutlu çiftlerin % 69’unun önemli olarak gördükleri sorunlarına bir çözüm bulamadıklarını ve bu problemlerle karşılaştıklarında uzlaşmaya ve uyumlu kalmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Aldatmaaaa.. Evet bu gerçekten önemli bir boşanma sebebi. Ama aldatmanın kendisinden çok sonucunda oluşan ve evliliğin temel taşlarını yerinden oynatan güven, yakınlık azalması ve çatışmanın artması gibi nedenler boşanmaya sebep oluyor.

-Evli erkeklerin % 20-25’i en az bir defa eşini aldattığını söylüyor.

-Çift terapistlerinin raporuna göre mahkemeye taşınan çift problemlerinin %50 sini aldatma oluşturuyor. (AAMFT).

-İlk defa boşanmaların % 90’ı aldatma nedeniyle oluyor, bu aldatma evliliğin son yılında yaşanmış olup ve boşanma sürecinde genellikle gizleniyor.

-Uzlaştırma uzmanları aldatmanın % 20-25 oranında bir boşanma nedeni olduğunu ama % 80 oranla yakınlığı bozduğunu ve bu nedenle boşanma olduğunu söylüyor.

-1970 lerde erkelerin % 70’i kadınların ise % 40’ı aldatırken, son dönem çalışmaları bu oranın erkekler ve kadınlar için % 45 ile eşitlendiğini gösteriyor. Boston’da bir hastanede yapılan bir çalışmaya göre yeni doğan bebeklerin % 30 u biyolojik olmayan babalarına merhaba diyor.

- Çiftlerin % 25’i cinsel ilişkinin olmadığı “duygusal aldatma” yaşıyorlar (örn; internet ilişkileri) Bu çiftin duygusal yakınlığını bozuyor.

Boşanma aileden aileye geçiyor. Bazı araştırmalara göre boşanma bir miras gibi ailelerden çocuklara aktarılıyor.

-Ebeveynleri boşanmış olan çiftlerden % 40’ı of eninde sonunda
boşanıyor(diğer bir deyişle Ebeveynleri boşanan çocukların yalnızca % 36 sı mutlu bir evlilik sürdürüyor).

-Ebeveynleri boşanmamış olan çiftlerin % 80’i evli kalırken sadece % 9 luk bir kısmı boşanıyor. (Diğer bir deyişle Evliliği süren ailelerin çocuklarının % 73 ünün evliliği devam ediyor).

-ABD’de ebeveynleri boşanmış kadınların evlenmeme oranı % 40 iken Ebeveynleri evliliğini sürdürmüş olan kadınların evlenmeme oranı % 15.


Boşanma Araştırmalarına göre..


-0-4 yıl arası evliliklerde, eğer eşlerden kadın olanın ailesinde boşanma varsa çiftin boşanma ihtimali % 87, eğer eşlerden ikisinin de ailesinde boşanma varsa bu ihtimal % 620 oluyor.

-5-10 yıllık evliliklerde, eğer eşlerden kadın olanının ailesinde boşanma varsa çiftin boşanma ihtimali % 41, eğer eşlerden ikisinin de ailesinde boşanma varsa bu ihtimal % 160 oluyor.

-11 yıl ve üstü evliliklerde, çiftlerin ailelerinin boşanma geçmişi olması çiftin boşanmasını etkiliyor görünmüyor.

Tutumlar çiftler arası kişisel problemlere dönüşüyor...

Ebeveynleri boşanmış olan çiftlerin kişisel problemlere sahip olması (kolayca öfkelenmek, kıskanç olmak; para yönetimi becerilerinin düşük olması, aldatmak) ebeveynleri boşanmayanlara göre çiftin boşanma ile karşılaşma ihtimalini iki kat daha fazla arttırıyor.

Uzm. Psk. Özge Altan Aytun

Referanslar
John M. Gottman. What Predicts Divorce.
Robert W. Levenson & John M. Gottman. Rebound for Marital Conflict and Divorce Prediction. Family Process Vol. 38, No. 3, pp.387-292.





Paylaş

Mart 12, 2010

Internet, Evlilik ve Sanal İlişkiler

Şu sıralar sanki onunla doğmuşuz gibi gece gündüz onunla beraberiz. Çok uzun sayılamayacak bir zamandan beri hayatımızda olmasına rağmen hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuş durumda internet..

İnternet sayesinde eriştiğimiz bu yeni iletişim ve bilgi edinme modeline kısa sürede adapte olduk. Önce daha çok iş yerlerinde ya da internet cafe lerle sınırlı kalırken hızlı bir şekilde evlerimize girdi. Geceleri onunla sabahlar, yemekten kalkar kalmaz ona koşar olduk. Bu sayede pek çok işimiz kolaylaştı. Bazen neredeyse işe gitmeye gerek kalmadan evden yaptık işlerimizi. Sonra yüzünü hayal meyal hatırladığımız ilkokul arkadaşlarımız ile buluşabildik..

Çağın bu muhteşem icadı sayesinde sayısız rahatlık, kolaylık ve fayda sağladık. Tabi ki artık onsuz bir yaşam düşünülemez oldu ama bazı alışkanlıklarımız, hayat tarzımız eskisinden bir hayli farklı olarak değişti. Bu değişimden kaçınılmaz olarak etkilenenlerden biri de evlilikler oldu.

İnternet evlilikleri hangi yönde etkiledi? Ya da gerçekten etkiledi mi? Olumlu etkileri de var mı? Eğer internet evlilikleri olumsuz yönde etkiliyor, ayrılıklara boşanmalara neden oluyorsa ne yapmak gerekir? İnternet üzerinden bir ilişki yaşama aldatma sayılır mı? Bu soruların yanıtını arayacağız..

İnternet kullanımının artması ile eşlerin birbirlerine daha yakın olduklarını ve iletişimlerinin arttığını söyleyebiliriz. Eşler çalışırken birbirleri ile hızlıca yazışabilir ve birbirlerinden daha sık haber alır oldu. Eşlerden biri uzakta (şehir dışı-yurt dışı) olduğunda kısa zamanda ondan haber alabilme imkanı oluştu. Gerçek şu ki eğer internet olmasaydı eşler birbirlerinden daha az haber alıyor olacaktı.

İnternetin bu kısa süre içinde çiftler üzerindeki olumsuz etkilerine bakıldığında ise araştırmalar son 10 yılda diğer boşanma sebeplerinin yanında internetin de artık bir başlık olarak yer aldığını gösteriyor. Amerika’da yapılan bir araştırma da geçtiğimiz yıl boşanmaların % 42 sinde diğer sebeplerin yanı sıra internet üzerinden kurulan bir yakınlık ya da ilişki yer alıyor. Eşlerin birlikteyken iletişimlerinin azalması, internet üzerinden ilişkiler yaşanması ve internet pornografisinin kullanımı internet nedeni ile olan boşanmalarda ciddi bir rol oynuyor..

İletişim Azalıyor..
Eşler arasında iletişim problemleri nedeniyle terapi merkezine gelenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalar evliliklerin % 50 sinin ilk 5 sene içerisinde sona erdiğini gösteriyor. Boşanmaların artması ve iletişim problemleri arasında ciddi bir ilişki var. Bu konuda henüz çok fazla araştırma bulunmamasına karşın çiftlerin özellikle beraber olma fırsatı buldukları akşam saatleri ve tatil günlerinde uzun süren saatler boyunca internette kaldıkları birbirlerini ihmal ettikleri ve iletişimlerinin azaldığı anlaşılıyor. İletişimin azalması çatışmaların artmasına yol açarken, çözüm arayışı yerine internetle sorundan uzaklaşmak tercih ediliyor.

İnternet gerçekten evlilik anlaşmasını bozabilir ve internet üzerinden kurulan ilişkiler aldatma olarak sayılabilir mi?


Tabi ki aldatma tarihi internetin icadından çok daha öncelere dayanıyor. Ancak internetin sağladığı, gizlilik, ulaşılabilirlik bu durumun çok hızlı gerçekleşmesine neden oluyor. Evlilik ve ilişki ile ilişkilendirilebilecek sitelere baktığımızda mükemmel eş arama siteleri, arkadaşlık siteleri (yaş gruplarına göre değişen), flört siteleri, evlilik ve ilişki danışmanlığı siteleri, boşanma önerileri siteleri… insanları tedirgin edebilecek bir sırada genişliyor.

Bunun yanı sıra, internet eşlerin diğer insanlarla coğrafi sınırlar olmaksızın hızla tanışmasına ve hatta kendi eşlerinden daha fazla iletişime geçmesine de olanak sağlıyor. İnternet üzerinden kurulan ilişkiler zaman zaman kontrolden çıkarak çok yakın, sınırların olmadığı pek çok özel şeyin de paylaşıldığı, diğer eşi üzecek hatta evliğe zarar verecek belki sonucunda boşanmaya neden olacak bir noktaya geliyor.

İnternet üzerinden evliliğe zarar getirebilecek, aldatma denilebilecek ilişki modellerinin başında msn de tanışarak duygusal yakınlaşma ve cyber-sex geliyor. Bu sanal ilişki şekilleri ortaya çıkınca “Bu şekilde internet üzerinden ilişki kurmak aldatma sayılır mı? Sorusu gündeme geliyor.

İnternet üzerinden seks yapılması bazı uzmanlar tarafından kesin olarak ilişkiye ihanet sayılmıyor. Gerçek bir aldatma için fiziksel bir şeyler olması gerektiğini ve hatta vücut sıvıları yer değiştirmiyorsa bunun cinsel bir aldatma olmayacağını savunuyorlar. Bazı uzmanlar ise duygusal bir bağlılık söz konusu ise aldatmanın başlayacağını savunuyor.

Gerçek her ne olursa olsun, eşlerin çoğunluğunun böyle bir durumla karşılaştıklarında bu durumu aldatma olarak kabul ettikleri biliniyor. Son araştırmalar, İnternet kullanıcılarının % 10 unun internette düzenli olarak seks yaptığını ve bunu bir kere deneyenlerin hiç de az olmadığını gösteriyor

Duygusal ilişkilere gelince.. Eskiden gazete sayfalarında “boyu boyuma uygun bir eş arıyorum” un çok ötesinde bir durum yaşanıyor. Artık mükemmel eş seçimi (perfect match) siteleri ya da herhangi bir buluşma sitesi sayesinde çabucak duygusal ilişkiler başlayabiliyor. Özellikle eş bulmanın ve ya aramın eskiye göre oldukça ekonomik hale gelmiş olması da bu sitelerin kullanımını ayrıca artırıyor. Herhangi bir ilişki içinde olmayanlar için iyi bir gelişme bu ancak evli ya da ciddi bir ilişki içerisinde olanlar için de bir tehlike. Kim eşini internette tanıştığı biriyle kaybetmek ister ki? Maalesef burada da internet üzerinden yakınlaşmanın bir kesim tarafından aldatma olarak görüldüğü bir başka kesim tarafından da gerçek ilişkiyi yıkamayacak bir eğlence olduğu düşünülüyor.

“Bu konuda sıkıntı çeken ve eşi ile boşanma sürecinde olan bir danışan yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Uzun saatler internette kalıyordu. İlk fark edişim odaya girer girmez bazı sayfaları(web) hızla kapatması oldu. Her seferinde oluyordu. Birkaç kere benden bir şey mi gizliyorsun diye sordum sana öyle geliyor dedi. Sonra bir gün tesadüfen kayıtlı bir site buldum. Üye olup arkadaş falan olabiliyordun, onun da nickname i yazıyordu. Onunla arkadaş olup yazışmaya başladım.Benden hiç bahsetmedi. Ama benimle buluşma randevusu bile ayarladı. Sonra daha fazla ileri gidemedi, ve konuştuk. Her şeyi anlattı. İnternet üzerinden görüştüğü pek çok kadın varmış ama gerçekten görüştüğü hiç olmamış. Bana göre ilişkimize ihanet etti ve sonunda boşanmaya karar verdim.”

Sonuç Ne Olacak?

İnternet kendi içindeki icatlarla belki de bu sorunu kısa sürede yenecek. Son günlerin en büyük tutkusu haline gelen facebook ve benzeri sitelerle belki de aldatma üzerine yaşanılan sorunlar büyük ölçüde azalacak. Örneğin, bir erkek bir kadın ile yakınlaşmaya karar verdiğinde onun ilişki durumunu görebiliyor. Belki böylelikle “evli”, “nişanlı”, “bir ilişki içinde” gibi görünen profillerin ilişkileri daha az zarar görecek. Bunun yanı sıra resimler, paylaşımlar, nerede olunduğu vb. bilgiler kaçamak yapma şansını azaltıyor.

Sonuç olarak ne bu icatların hızını ne de sonuçlarını hemen öngörmemiz mümkün. Dolayısıyla başımıza gelecekleri biraz yaşayarak göreceğiz gibi görünüyor. Ancak, İlişki içindeki problemler büyümeden bazı adımlar atmak büyük önem taşıyor. İlişkinizi bu anlamda risk altında görüyor ve önlemler arıyorsanız kulak verin;


- Eşinizle daha fazla ve eğlenceli vakit geçirin. Bu internetin başından haftada bir kere kalkarak mümkün olmayacaktır. Birlikte vakit geçirirken nelerin sizi eğlendirdiğini fark ederek ve bu aktivitelere yoğunlaşarak zaman içinde olacaktır.
- Bu ilişkinin sevgiyle başladığını unutmayın. İlişkiye dair olumlu hatıraları anımsamak duygularınızın canlanmasına ve onunla iletişime geçmek için yardımcı olacaktır.
- İletişim sadece kelimelerle sınırlı değildir. Sesinizin tonu ve vücut diliniz de pek çok mesajı anlatabilir. Dokunarak, sarılarak gülümseyerek de karşı tarafa pek çok olumlu mesaj verebilirsiniz.
- İlişkilerde eşle yaşanan çatışmalardan daha olumsuz olan, hissedilen duyguları biriktirerek kendinize saklamanızdır. Bunun yerine sakin kalarak hissettiklerinizi karşı tarafla paylaşın.
- Pek çok insan eşi ile yaşadığı sıkıntıları bekleyip görerek aşmayı tercih eder. Bunun yerine birkaç adım atarak çok daha tatmin edici bir ilişkiye ulaşmak mümkündür.
- Pek çok eş “eğer beni seviyorsa ne istediğimi anlayabilir” düşüncesi ile sıklıkla hayal kırıklığına uğramaktadır. Eşlerin birbirlerinden ne beklediği ve istediği ise ancak karşılıklı net ve açık bir iletişim ile anlaşılabilir.
- Pek çok uzman eşlerin ilişkide ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için dışarıya yöneldiklerini savunuyor. Eşinizle yaşadığınız sıkıntılarda kendinizi de kritik ederek sizde nelerin değişmiş olabileceğini fark etmeniz sorunu aşmanıza yardımcı olacaktır.
- Eğer işin içinden çıkamayacağınızı düşünüyorsanız bu konuda bir çift terapistine başvurabilirsiniz. Çift terapisi sayesinde pek çok çift hem kendi hem de karşı tarafın sorunlarının farkına vararak etkin bir çözüm yolu bulabilmektedir.

Paylaş

Çift Terapisinin Duayenleri İstanbul'da...


Dr. John ve Julie Gottman Ekim'de Çift Terapisi Eğitimi için İstanbul'da

Gottman Enstitüsü ve Psikoloji İstanbul işbirliğiyle Gottman Çift Terapisi I. Düzey Eğitimi Çiftler Arasındaki Köprüyü Yeniden İnşa Etmek, (Bridging the Couple Chasm) başlığı ile 9-10 Ekim tarihlerinden düzenlenecek.

Çiftlerin yaşadığı çatışmaları, araştırma temelli etkin yöntemlerle güçlü kaynaklara dönüştürmeniz mümkün diyen çift terapisinin duayenleri Dr. John ve Julie Gottman uzun yıllar süren araştırmalardan yola çıkarak geliştirdikleri Gottman Çift Terapisi yaklaşımlarını ülkemiz uzmanları ile paylaşıyor...

Ayrıntılı bilgileri yakında sizlerle paylaşacağız...

Paylaş

Evlenince Geçmiyor...

İki insan tesadüfi ya da değil karşılaştı ve birbirlerinden hoşlandılar. Bundan sonraki aşamalarda nelere dikkat etmelidir? Kişi ne yaparsa karşısındakini daha iyi tanıyabilir?

Psikolog Özge Altan: İnsanların karşısındaki insanı etkilemek için, olduğundan farklı görünme eğilimi vardır. Yeni bir ilişkide iki taraf birbirini etkileyebilmek için olumsuz görünebilecek taraflarını gizleyebilirler. Bu bir süre işe yarayabilir fakat sonunda ortaya çıkan gerçekler ilişkiyi olumsuz etkileyebilir. Çiftlerin birbirlerine en başından itibaren açık olmaları, kendilerini oldukları şekilde tanıtmaları, ilişkinin ilerki safhaları için daha iyi olacaktır.

Evlilik öncesinde insanın evleneceği kişinin doğru kişi olup olmadığından emin olmasının yolları var mı?

Psikolog Özge Altan: Bu konuda %100 emin olmak mümkün olmayabilir ama evlilikte dikkat edilmesi gereken bazı risk faktörlerinden bahsedebiliriz. Örneğin, eşlerden biri alkol ya da madde bağımlısı ise, eğitim-kültür farkı bir sorun yaratıyorsa, eşinizin beğendiğiniz en az bir kaç özelliği yoksa, durmadan aslında ne demek istediğinizi anlatıyorsanız, taraflardan biri koruyucu, hami rolündeyse, kıskançlık sıklıkla dile getiriliyorsa, tartışmalarda aşağılama, küçük görme, jestler mimikler ve bol bol eleştiri varsa bir kez daha durup düşünülebilir.

Bazı çiftler evlilik öncesindeki uzun süreli mutluluklarını evlilik sonrasına taşıyamıyor. Sizce bunun en önemli nedenleri nelerdir?

Psikolog Özge Altan: Çiftler, evlendikten sonra farklı beklentiler içine girebiliyorlar.Burada, geleneksel kadın ve erkek rollerinin etkisi olduğunu düşünebiliriz. Erkek evlendikten sonra babası ailede nasıl davranıyorsa onun gibi davranmaya başlıyabiliyor ya da toplumda gördüğü modelleri örnek olarak alabiliyor. Kadın da aynı şekilde. Birbiri ile örtüşmeyen davranışlar sorunlara yol açabilir. Tabi bir önceki soruda belirttiğim gibi, gözle görülür risk faktörleri “evlenince geçer” diye gözardı ediliyorsa, sorun çıkması muhtemeldir.

Mutlu bir evlilik için çiftler nelere dikkat etmelidir?

Psikolog Özge Altan: Yapılan araştırmalara göre, mutlu çiftlerin çoğu evdeki iş bölümünden memnun olanlar. İş yükü bir tarafın üstüne yıkılmıyor. Ev işleri geleneğe göre değil, çiftlerin isteklerine göre ayarlanıyor. Önemli kararlar birlikte veriliyor. Aralarında çıkabilecek çatışmaları ilişkinin bir parçası olarak görüyorlar. Kızgınlık anında birbirleriyle tartışmıyor, kendilerini biraz yatıştırdıktan sonra bu konuyu dikkatlice ele alıyorlar. Birbirlerini dinliyorlar. Bir problem çıktığında, birbirlerini suçlamak yerine, problemi çözmeye çalışıyorlar ve tartışırken asla eski meseleleri gündeme getirmiyorlar.

Bazı ebeveynler çocukları için evliliklerini sürdürmeye mecbur olduklarını düşünüyor. Sizce bu en doğru çözüm mü?

Psikolog Özge Altan:
Bu ayrılma karararını verirken çiftleri en fazla düşündüren durumdur. Aslında çocukların önünde tartışma yapılıyor, kavga ediliyor küs oturuluyorsa bu çocuklar için daha fazla zarar verici bir durumdur. Evliliklerini sürdürmelerinin tek nedeni çocuklarsa, diğer bütün konularda birbirleri ile anlaşamadıklarını ve ayrılmaları gerektiğini düşünüyorlarsa boşanmayı düşünebilirler. Boşanmaya karar veren çocuklu çiftler çocuğa bunu nasıl anlatabilir?
Psikolog Özge Altan: Boşanmaya karar veren çift, bunun daha iyi olacağını, çocuklarını karşılarına alıp açıklayabilirler. Çocukları en çok kaygılandıran durumlar, kimin yanında kalacağı, birlikte kalmadığı ebeveynini görüp göremeyeceği ve eski ortamının değişip değişmeyeceğidir. Bunları ona net bir şekilde anlatmak, duygularını ifade etmesine izin vermek çok önemlidir. Çocuğun ortamının değişmesi, maddi olarak daha yetersiz bir konuma geçilmesi onu olumsuz şekilde etkileyecektir.

Çocukları boşanma nasıl etkiler ve sonrasında ebeveynler çocuğa nasıl davranmalı?


Psikolog Özge Altan: Şüphesiz, çocuklar anne ve babalarının bir arada olmalarını isterler. Boşanma onları etkiler hatta sadece küçük çocukların bundan etkilendiği düşünülürken çocuklar bundan her yaşta etkilenir. Fakat, anne babanın boşanmaması onların daha fazla problem yaşamasına da sebep olabilir. Anne babanın sürekli kavga ettiği, tartıştığı bir ortam çocukların sağlıklı yetişebilecekleri bir ortam değildir. Bu arada anne baba boşandıktan sonra da kavgalarına tartışmalarına devam edebilir bu da çocuğa en az boşanmadıkları zamanki kadar etki eder.

İlişkilerdeki mutsuzluk kadar hayatından memnun olmadığını, kendisine güveni olmadığını, hata yapma korkusu olduğunu, her şeyi kafasına taktığını ve bir türlü mutlu olamadığını söyleyen çok insan var. Hayattan sürekli keyif almama, amaçsızlık bir psikolojik durum olduğunu gösterir mi? Bu tür kişilere neler öneriyorsunuz?

Psikolog Özge Altan: Tabiki, bu sorunların hepsini birlikte ya da ayrı ayrı yaşayan pek çok insan olabilir. Hepsinin nedenleri ve çözüm yolları farklıdır. Bu sorunları yaşayan insanlar, daha önce yaşadıkları, başardıkları iyi zamanlara odaklanır ve buralarda neler yaptıklarını, zor durumlarla nasıl başa çıktıklarını dikkate alırlarsa bu sorunları daha kolay çözebilirler. Aynı şekilde, eğer kendilerini zor durumda hisseder, hayatlarını normal şekilde sürdüremediklerini düşünürlerse bir profesyonele de başvurabilirler.

Günümüzde biliyorsunuz internet, cep telefonu gibi teknolojiler vasıtasıyla aşk yaşayan, evlenen birçok insan var. Bu tür ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Psikolog Özge Altan:
Bu ilişkiler de gene bireyin kendini diğerinden sakladığı, olumlu özelliklerin ön planda olduğu, gözle görülebilecek, ilişkiyi etkileyebilecek olumsuz özelliklerin ise arka planda tutulduğu hatta gizlendiği bir temele inşa edilmektedir. Kısa vadede, eğlenceli hoş zaman geçirmek için bir uğraşı olabilir ama uzun vadede ve bir ilişki anlamında ciddi sorunlara yol açabilir. İnsanların bu türlü bir ilişkide beklentilerini yüksek tutmamalarında fayda vardır. Karşımızdaki kişinin güvenilirliğinden emin olmamız mümkün değildir.

ailem.com

Paylaş